Adalar Hakkında
Ayvalık koyu 22 küçük adayı barındırır. Cunda dışında
hiçbirinde yerleşim yoktur. Ara sıra balıkçılar mola
verirler. Motorlarla bu adalara geziler düzenlenir. İnce
kumlu, uzun plajı ile Altınova Ayvalık-Ören arasındadır.
Yazlık tatil sitelerinin yoğunluğu hemen göze çarpar.
Ayvalık zeytin kokuyor, İmbatla gelen deniz kokuyor, bir de
yosun kokuyor. Sokakları, evleri, ibadethaneleri ile de
tarih ve kültür kokuyor.
Ayvalık�tan göçenlerin burayı hiç unutamamaları boşuna değil.
Görünce anlıyorsunuz. Önde bir güzel yapı, arkasında bir çan
kulesi ve yanında yükselen minare. Hepsi bir fotoğraf
karesinin içine sığıvermiş. Böyle ne çok fotoğraf
çekilebiliyor Ayvalık�ta. Çok aramaya gerek yok, sağınıza
solunuza bakmanız, biraz da ayrıntılar ile ilgilenmeniz
yeterli.
Cunda
Ayvalık�ın karşı tarafındaki adaya Cumhuriyet öncesinde
Rumlar "Kokuluada" anlamında Moshinos, Türkler Cunda
diyorlardı. Adaya sonradan işgalcilere direnen Ali Bey�in
adı verildi. Ada 1964 yılında bir köprü ile Ayvalık�a
bağlandı. (Belediye otobüsü ve dolmuşlar da çalışıyor ama
yazın dolmuş motorları ile gitmek daha güzel.) Bizce
Cunda�ya akşama doğru gidilmeli ki akşam yemeği de orada
yenmeli. Ada eskiden deniz ürünleri ve şarap üretilen yerdi.
Otomobille gidenler girişte park etmeliler. Zaten bir avuç
yer ve daracık sokaklarda yürümek çok keyifli. Sahildeki
yüksek tavanlı Taş Kahve�ye girmeyi unutmayın. Adanın etrafı
çam ve zeytin ağaçları ile donanmış. Yollardaki arı
kovanları kimseyi ürkütmesin, hiç bir zarar vermezler insana.
Adanın etrafında otomobille dolaşılabilir ama akşam
serinliğinde yaya dolaşmanın tadını vermez. Küçük tepelere
çıkıp güneşin son ışıklarının vurduğu adaları, koyları
seyretmekten de mahrum kalırsınız.
Adada çok sayıda kilise, manastır vardı. Çoğu günümüze
ulaşamadı. Kiliselerin en büyüğü Taksiyarhis 1873�de
yapılmış metropol kilisesiydi. Devasa çanı Bergama
Müzesi�nde bulunuyor. Bizans stilindeki kilise gezilebiliyor.
Panaya Kilisesi�nin duvar kalıntılarını Bakkal Sokağı�nın
başında, Agios Yannis�in dört duvarını girişte, soldaki
tepenin üzerinde görebilirsiniz. (Bu tepeye şimdilerde "Aşıklar
Tepesi" adı takıldı.)
Adada sekiz manastır bulunduğu biliniyor. "Ayışığı" anlamına
gelen Ayios Dimitrios Ta Selina adanın kuzey yönünde, kara
uzantısında özgün yapısı ile dikkati çekiyor.
Günün son ışıkları denize düşerken adanın balıkçı
lokantalarından birini beğenin. İsterseniz oturmadan önce "Papalina
var mı?" diye sorun. Papalina adanın özel balığıdır ve eski
meyhanelerin vazgeçilmez rakı mezesidir. Şimdilerde fiyatı
düşük diye kimi meyhaneler de bulundurmuyor, kimileri de "yok",
diyor. (Meyhaneye Ayvalık�ın içinde gidecekseniz Tenekeciler
Sokağı�nı bulacaksınız.) Balık her yerde olduğu gibi burada
da azaldı. Yazın kalabalığı da bindirince fiyatlar iyice
yükseliyor. Bütün Ege�de olduğu gibi burada da balıkları
görerek seçin ve önceden fiyatlarını sorun. Müşteri
çokluğuna göre biraz pazarlık etmeniz de mümkün. Çipuranın
çiftlikte yetiştirilenini istemezseniz denizden tutulanı pek
kalmadı, sinarit de kalmadı. Levrek arasıra çıkıyor ve çok
pahalı... Levrek için piyangoculardan şansınızı
deneyebilirsiniz. Bir numara seçip tombalada size çıkarsa
lokantaya verip pişirtirsiniz ve şansınızın armağanı ile
mükkellef bir ziyafet çekersiniz. Mezgit�in bir türü olan ve
Ayvalıklıların bakalaros dedikleri balıktan güzel bir
buğulama deneyebilirsiniz. Ahtapot her zaman bulunabilir.
Aslında bir çorba balığı olan ıskorpitin buğulaması da
bulunabiliyor. Sofranızda Ege�nin ot mezelerini unutmayın.
Değişik ekşi tadıyla radika her zaman bulunur ama diğerleri
bir görünüp bir kaybolur. Hindiba, turp otu, arapsaçı,
istifno gibi Ege otlarından yapılan yemek ve mezeleri sorun
ve bulursanız istemeyi unutmayın. ( Adlarından anlaşılacağı
gibi bir kısım otlar, balıklar ve mezeler Rumca adları ile
bilinmeyi sürdürüyor. ) Bakladan yapılan fava da dereotuyla
ve halis zeytinyağıyla süslenip gelmeli sofranızda. Fiyatına
aldırmazsanız ıstakoz dahil "lüks" deniz ürünlerini
bulabilirsiniz. Ayvalık bir zeytin ve zeytinyağı memleketi
olsa da siz tavada kızaracak balık istemişseniz,
zeytinyağında istediğinizi özellikle belirtin. Tuhaf ama en
güzel zeytinyağının üretildiği yörelerde lokantalar çoğu
zaman çiçek yağı kullanıyorlar. Sorarsanız "hafif oluyor,"
diyorlar ama işin aslı öyle değil, çiçek yağı daha ucuz da
ondan.
Tımarhane Adası
Çamlık koyundan yukarı Şeytan Sofrasına dönmeyip devam
ederseniz ( eski Murat Reis Oteli�nin arkasından geçen yol)
Yarımadanın ucuna, yöredeki adıyla Tımarhane adasına
çıkarsınız.
Rumların yaşadığı zamanlarda meyhanesi bol bir köymüş
Ayvalık. Halkın yüzde 90�ı içki içen, delisi de bol bir köy.
İşte bu yıllarda içkinin dozunu fazla kaçıranları, adanın
yakınlarındaki Tımarhane adasına götürüp bırakırlarmış.
Sürekli ve sert esen rüzgarda akılları başlarına gelenler,
tekrar halkın arasına karışırlar; gelmeyenler de rüzgarın
çıkardığı seslerle biraz daha oyalanırlarmış.
Ayvalık�ta rüzgar ve meyhaneler şimdi de bol. Ama yüzyıllar
öncesinin psikoterapi merkezi Tımarhane adası günümüzde
delilere değil, yeşil doğası ve tertemiz sahili ile
turistlere ev sahipliği yapıyor.
Çamlık koyunun sonunda, Şeytan Sofrası�nın eteklerinde ve
yarımadanın ucunda yer alan Tımarhane adası yalnızca adıyla
değil, tepede bulunan ilginç yapılı kayalarıyla da dikkati
çekiyor. Girintili, çıkıntılı ve hemen dibindeki manastırı
bir ahtapot gibi sarmış kayalar, rüzgarda garip uğultular ve
sesler çıkarıyor, adeta ıslık çalıyor.
Adada görülen tek yapı küçük taş manastır. Birkaç kemerli
pencere yuvası ve arkasında bir koridoru bulunan bu bakımsız
manastır, günümüzde ağıl olarak kullanılıyor. Bölgeye hakim
olan taş manastırdan Ayvalık Alibey Adası, Tavuk Adası ve
Çamlık koyunun manzarasını seyretmek oldukça dinlendirici.
Özellikle Ege�den esen rüzgar, yürüyüşe ve tırmanmaya
meraklı doğaseverlere uygun bir ortam oluşturuyor. Rumların
"Agia Paraskevi" dedikleri Çamlık koyundaki Sarımsak
yarımadasının devamı olan Tımarhane adasına, Türkler "Taşlı
Manastır" da derlermiş. 70 yıl öncesine kadar psikoterapi
merkezi ve çiftlik binalarının da bulunduğu Tımarhane adası,
Cunda adasına giden turistlerin mutlaka uğramaları gereken
bir doğa harikası. Yöredeki bir diğer ilginç doğal güzellik
ise Dalyan boğazı mevkiinin bir başka kıyısında yer alan "Deliklitaş".
Ortasındaki delik nedeniyle bu adı alan katran rengindeki
Deliklitaş, Çamlık koyunun sığ bölümünde, kumdan oluşan bir
dilin ucunda bulunuyor. Tekneyle giderseniz karaya
oturmamaya dikkat etmelisiniz. Koyun içinde bir de balık
üretme çiftliği yer alıyor. |