|
Fethiye,
bölgedeki diğer kentler gibi Anadolu'nun en eski yerleşim
yerleri arasında bulunuyor. Telmessos adı bir efsaneye göre
Tanrı Apollon, Finike Kralı Agenor'un kızlarından birini
sevmiş ve kıza küçük sevimli bir köpek biçiminde yanaşmıştı.
Kız kendisine alıştıktan sonra onunla beraber olmuş ve bir
çocukları olmuştu. Doğan bu erkek evladın ismini Telmessos
koymuşlardı. Fethiye şehrinin efsanevi ismi buradan
gelmektedir.F
Fethiye veya antik ismi ile Telmessos kentinin geçmişi
filolojik bazı tespitlere göre M.Ö. III. binlere kadar
gitmesine karşın o dönemleri teyid edecek eserlere henüz
rastlanmıştır. Antik dönemden itibaren karşılaşılan pek çok
deprem ve yeni yerleşim alanlarının kurulması o dönem
yapılarının zaman içerisinde yok olmasına neden olmuştur.
Ancak modern kentin güneyindeki kayalıklara oyulmuş mezarlar
ile şehrin çeşitli noktalarında yer alan lahit mezarlar
antik çağdan günümüze ulaşabilmişlerdir.
Kaya mezarlarından en ünlüsü ve en görkemlisi hiç şüphesiz
Kral Amyntas'ın mezarıdır.
Son yıllarda müzenin yaptığı kazılarda ortaya çıkarılan
tiyatro kalıntısı, kentin Antik Dönemdeki yerleşimi ve
teşkilatı hakkında bazı bilgiler vermektedir.
Gezilecek önemli yerler:
Fethiye Müzesi:
Fethiye Müzesi biri
arkeoloji diğeri etnografya olmak üzere iki salondan
oluşmaktadır. Bu iki salonda sergilenen eserlerin hemen
hemen tamamı Fethiye ve çevresinden derlenmiştir. Arkeoloji
bölümünde sergilenen eserlerin büyük bir bölümünü seramik
grubu eserler oluşturmaktadır. Salondaki eserler kendi
içerisinde belli bir kronolojik sıraya tabi tutulmuştur. M.Ö.
III. binden Bizans Çağı sonuna kadar olan dönemi kapsayan
eserlerden en önemlisi hiç kuşkusuz Likya dilinin çözümünde
büyük katkıları olan steldir. Bu stel üzerinde, üç değişik
dilde yazılmış bir metin yer almaktadır. Müzenin önemli bir
başka eseride "Kumrulu Genç Kız Heykeli" ve yanındaki iki
kadın heykelidir.
Kumrulu kız heykeli Artemis kültü ile bağlantılı olup,
kentte antik dönemde bir Artemis tapınağının bulunduğunu
göstermesi açısından önemlidir. Etnografya salonunda yöreye
has çeşitli el dokuma örnekleri, el işlemeleri, kaftanlar,
üç etekler, gümüş takılarda yer almaktadır. Bu bölümde
ayrıca tüm üniteleri ile faal durumda ahşaptan yapılmış
dastar tezgâhı sergilenmektedir. Müzenin açık mekânında ise,
büyük taş bloklu eserler, lahit mezarlar ile Likya
kültürünün bir ürünü olan "Izraza Anıtı" sergilenmektedir.
Kaunos Antik Kenti: Ortaca-Dalyan boğazının öbür
yakasında bulunan kent bir mitosa göre Miletos'un ikiz
çocuklarından biri olan Kaunos tarafından Karya-Likya
sınırında kurulmuştur. Antik Çağda bir liman kenti olan
Kaunos günümüzde kıyıdan hayli içeride kalmıştır. Kente
girişte kaya mezarları ziyaretçilerin ilgisini çeken
eserlerdir.
Diğer taraftan kenti tahkim eden yaklaşık 3 km.
uzunluğundaki sur duvarları, Stoa, agora, çeşme, hamam,
tiyatro ve tapınak kalıntıları Kaunos'un Antik Dönemde
teşkilatı tam bir kent olduğunu ortaya koymaktadır. Arkaik,
Klasik, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde hayli
yaygın olarak yerleşim geçiren kent, M.S. terkedilmiştir.
Yukarı Akropol Orta Çağda bir ara tahkim edilerek
kullanılmışsa da, bu yerleşim fazla uzun süreli olmamıştır.
Dalyan: Sadece biz insanlar için değil dünyada soyu
tükenmek üzere olan
'Deniz Kaplumbağaları'nı etkileyecek kadar muhteşem bir
sahile ve kumsala sahip olan Dalyan dünyada koruma altına
alınmış az sayıdaki bölgelerden biri. Bir deniz kaplumbağası
100 den fazla yumurtayı Dalyan sahillerinde muhafaza
etmeleri ve yavru deniz kaplumbağalarının Dalyan'da hayata
başlamaları Dalyan'ın su kaplumbağaları için ne kadar önemli
bir yer olduğunun göstergesidir. |